Vitir namazı yatsıdan sonra kılınan, Hanefî mezhebine göre üç rekâtlı bir namazdır. Kılınışını en kısa haliyle şöyle özetleyebiliriz: ilk iki rekâtı normal bir namaz gibi kılarsınız, üçüncü rekâtta Fâtiha ve bir sûre okuduktan sonra rükûya gitmeden tekbir alıp kunut dualarını okur, ardından rükû ve secdeleri tamamlayıp selam verirsiniz. Diyanet Din İşleri Yüksek Kurulu’na göre bu namazda kunut yapmak Hanefîler için vaciptir.
Mezhepler arasında rekât sayısı konusunda görüş farkı vardır. Hanefîlere göre vitir üç rekâtlı vacip bir namazken, diğer mezheplere göre vitir kılmak sünnettir. Aşağıdaki anlatım Türkiye’de yaygın olan Hanefî uygulamasına göredir.
Vitir Namazı Kaç Rekat?
Hanefî uygulamasında vitir üç rekâttır ve üç rekâtın sonunda tek selam verilir. Şâfiî yaklaşımında ise rekât sayısı daha esnektir: Şâfiîlere göre vitir namazının en azı bir, en çoğu on bir rekâttır ve birden fazla rekât kılınacaksa önce iki rekâta niyet edilip selam verilir, ardından tek rekât kılınır.
“Vitir” kelimesinin kendisi bu tekliği anlatır. Sözlükte vitr, bir, üç, beş gibi tek sayı anlamına gelir. Namazın gece ibadetlerinin sonuna eklenen tek rekâtla tamamlanması, ona bu adı kazandırmıştır.
Vitir ne zaman kılınır?
Vaktin sınırları nettir. Vitir, yatsı namazı kılındıktan sonra sabah namazının vakti girinceye kadar kılınabilir. Hangi saatte kılmanın daha uygun olduğu ise kişinin gece uyanma alışkanlığına bağlıdır.
Tercih konusunda pratik bir ayrım var: gece sonunda uyanabileceğinden emin olan kişinin vitri imsaktan bir süre önce kılması daha faziletli sayılır; uyanamama endişesi taşıyan ise vitri uyumadan önce kılar. Yani teheccüd gibi gece namazı kılma niyetiniz yoksa yatsının hemen ardından kılmak en güvenli yoldur.
Adım Adım Vitir Namazının Kılınışı
Namaza, “Niyet ettim Allah rızası için bugünkü vitir namazını kılmaya” gibi bir ifadeyle niyet edilir. Sonra “Allahu Ekber” denilerek tekbir alınır ve namaza başlanır. Sıralama şöyledir:
Birinci ve ikinci rekât
- İlk rekâtta Sübhâneke okunur, ardından Fâtiha ve Kur’an’dan bir sûre okunur, sonra rükû ve iki secde yapılır.
- İkinci rekâtta Fâtiha ve bir sûre okunup rükû ile secdeler tamamlanır. İkinci rekâtın sonunda oturularak sadece Ettehiyyâtü duası okunur; salli-bârik’e geçilmez, ayağa kalkılır.
Üçüncü rekât ve kunut
Vitri diğer namazlardan ayıran kısım burasıdır. Üçüncü rekâtta Fâtiha ve ardından bir sûre okunduktan sonra eller kulaklara kaldırılarak tekbir alınır ve kunut duaları okunur. Kunut bittikten sonra tekrar eller bağlanmadan rükûya gidilir, secdeler yapılır ve son oturuşta Ettehiyyâtü, Allâhümme salli, Allâhümme bârik ve Rabbenâ duaları okunarak selam verilir.
Kaçırılmaması gereken bir nokta: Kunut duası, ayaktayken ve rükûdan önce okunur. Akşam namazıyla karıştırıp üçüncü rekâtta kunutu atlamak sık görülen bir hatadır.
Vitir Namazında Okunan Kunut Duaları
Kunut, Hanefî uygulamasında vitrin üçüncü rekâtında yapılan duadır. Din İşleri Yüksek Kurulu’na göre üçüncü rekâtta kunut tekbirini almak ve bir dua yapmak vacip, “Allahümme innâ neste’înüke” ve “Allahümme iyyâke na’büdü” dualarını okumak ise sünnettir. Yani asıl vacip olan tekbir alıp dua etmektir; belirli metni okumak faziletli olandır.
Kunut duasının okunuşu Diyanet kaynaklarında şöyle yer alır:
“Allâhümme innâ neste’înüke ve nestağfirüke ve nestehdîke. Ve nü’minü bike ve netûbü ileyke. Ve netevekkelü aleyke…” şeklinde başlar ve devam eder. Metnin tamamını ve doğru telaffuzunu, harekeli Arapça metinden veya sesli kaynaktan öğrenmek daha güvenlidir.
Anlam olarak kunut duası, Allah’tan yardım ve bağışlanma dilemeyi, O’na yönelmeyi ve yalnız O’na kulluğu ifade eden cümlelerden oluşur. İçeriği bir dilek listesi değil, kulluğun ikrarıdır.
Kunut duasını bilmeyen ne yapar?
Yeni öğrenenler için Diyanet’in verdiği çözüm rahatlatıcıdır. Kunut dualarını bilmeyen kimse ezberlemeye gayret eder; ezberleyinceye kadar “Rabbenâ âtinâ” duasını okur veya üç defa “Allahümmeğfir lî” demekle yetinir. Böylece kunut yapma vacibi yerine gelmiş olur; namaz geçersiz sayılmaz.
Örneğin vitre yeni başlayan biri, kunutun uzun metnini henüz ezberlemediyse üçüncü rekâtta tekbir alıp üç kez “Allahümmeğfir lî” diyerek namazını tamamlayabilir. Bu geçici bir uygulamadır; asıl hedef kunut dualarını öğrenmektir.
Kunutu Unutunca Ne Olur?
Kunut vacip olduğu için unutulması sehiv secdesini gerektirir. Kunutu okumadan rükûya giden kimse namazına devam eder ve sonunda sehiv secdesi yapar. Yani namazı bozup baştan başlamaya gerek yoktur.
İkinci bir durum daha vardır. Kişi rükûdan kalktıktan sonra kunutu hatırlar ve okursa, tekrar rükû yapmadan secdeye gider ve yine namazın sonunda sehiv secdesi yapar. Her iki halde de çözüm sehiv secdesidir.
Sık Karıştırılan Noktalar
- Kunut yalnız vitre özgüdür. Beş vakit farz namazlarda kunut okunmaz; Hanefî uygulamasında kunut vitre mahsustur.
- Şâfiî ve Mâlikîlerde kunutun yeri farklıdır. Şâfiî ve Mâlikîlere göre kunut, sabah namazının ikinci rekâtında rükûdan sonra yapılır. Bu yüzden farklı mezhep uygulamalarını gördüğünüzde şaşırmayın.
- İkinci oturuşta salli-bârik okunmaz. Vitir üç rekât olduğu için ikinci rekâtın sonundaki oturuşta sadece Ettehiyyâtü okunup ayağa kalkılır.
Sıkça Sorulan Sorular
Vitir namazı farz mı, vacip mi?
Hanefîlere göre vitir vacip, diğer mezheplere göre sünnettir. Farz değildir ama Hanefî uygulamasında terki hoş karşılanmaz ve kılınması gereken bir namaz olarak görülür.
Yatsıyı kaçırdım, vitri kılabilir miyim?
Vitrin vakti yatsıdan sonra başladığı için genel uygulamada önce yatsının kılınması esas alınır. Kendi durumunuza özel bir sorunuz varsa güvenilir bir din görevlisine veya Diyanet’in Alo Fetva hattına (0 850 455 4 636) danışmanız daha doğru olur.
Vitri kılamadan uyuyakaldım, kaza eder miyim?
Hanefî uygulamasında vitir vacip sayıldığı için vaktinde kılınamayan vitrin kaza edilmesi öngörülür. Kaçırdığınızda hatırladığınız uygun bir vakitte kaza edebilirsiniz.
Üçüncü rekâtta hangi sûre okunur?
Belirli bir sûre şartı yoktur. Her rekâtta Fâtiha’dan sonra bilinen herhangi bir sûre veya birkaç âyet okunabilir. Yeni başlayanlar genellikle kısa sûreleri tercih eder.
Bu anlatım Hanefî uygulamasına göre genel bilgi niteliğindedir. İbadetle ilgili kişiye özel durumlarda ve mezhebe göre değişen ayrıntılarda güvenilir bir din görevlisine veya Diyanet’in resmî fetva kaynaklarına başvurmak en doğrusudur.

